Referanduma bir haftadan az bir süre kala, bir yandan “Evet” için siyasal çalışmalarını sürdüren AKP’lilerin, diğer yandan ise akla hayale gelmedik baskı, şantaj ve tehdit yöntemlerine başvurmaya başladıklarını öğreniyoruz.
Çoğu tabelada olan kitle örgütlerine “Evet” için açıklamalar yaptırılıyor. Üyelerinin ve destekçilerinin her görüşten insanı kapsadığından emin olduğumuz ve bu yüzden de yüzde yüz tarafsız durması gereken Kızılay, Ziraat Odası gibi kurumların başkanları, “Evet” oyu açıklamak zorunda kalıyorlar.
Muhtarlar ve belediye başkanlarına rüşvet teklif ediliyor, “Evet” demeleri durumunda yollarının ve kanalizasyonlarının yapılacağı söyleniyor.
İş o kadar raydan çıkmış durumda ki CHP’li bir belediye başkanına, “Yolunuzu yaparız, siz de referandumda artık bizi düşünürsünüz” diyebilen milletvekili olduğunu dahi öğreniyoruz. CHP’nin güçlü olduğu bazı köylerde muhtarlara, “Evet” oyu karşılığında hizmet alabilecekleri söyleniyor.
Demek ki hizmette adalet yok.
Demek ki AKP’liler, kendilerinden olmayanlara hizmet etmemeyi bu denli meşru görüyor ve bunu utanmadan, sıkılmadan seçilmişlere teklif edebilecek kadar ileri gidebiliyorlar.
12 Eylül referandumunda Malatya merkezinde “Evet” oylarının; ilçe, belde ve köylerde ise “Hayır” oylarının baskın olacağını düşünen AKP’liler, kırdaki oyları alabilmek için her yolu mübah görüyor.
İkna edemediklerine ise baskı uyguluyor, şantaj yapıyor, rüşvet teklif ediyorlar.
Oysa Malatya’nın Türkiye’deki 80 vilayete göre en az 2 katı sebepten dolayı “Hayır” demesi gerekiyor.
Çünkü AKP iktidarı döneminde işsiz sayımız 2 kat arttı.
Kapatılan ve yandaşlara peşkeş çekilen fabrika sayımız diğer illerin en az 2 katı.
Milletvekili ve parti yöneticilerinden akrabası ve yakını devlet kurumlarında işe yerleştirilen, terfi ettirilen, müdür yapılan kişi sayısı diğer illerin en az 2 katı kadar.
Kayısı, tütün ve pancar üreticileri başta olmak üzere çiftçiler, 8 yıllık AKP iktidarı döneminde en az 2 kat yoksullaştı.
Malatya ekonomide 60’ıncı sıraya inerek, en az 2 kat geriledi.
Kapatılan kurumları tek tek saymaya dahi gerek yok, artık tüm Malatyalılar biliyor. Üreten fabrikalar kapatılarak, büyük çoğunluğu yabancı tekellerin mağazaları haline dönüştürüldü.
Yerel idarenin kenti taşıdığı noktayı görebilmek için ise bulunduğumuz odanın camından başımızı çıkarıp çevremize bakmamız yeterli.
12 Eylül’le hesaplaşılıyormuş, özgürlükler artırılıyormuş, tamamen fasa fiso. O meşhur 2 madde ile padişahlık rejiminin amaçlandığı apaçık.
Peki tüm bu “Hayır” gerekçelerine rağmen, Malatya ne kadar “Hayır” der?
Bunu haftaya bugün öğreneceğiz.
Malatya, kendisini Türkiye’nin en geri illerinden biri haline getiren; baskı, tehdit ve şantajla şimdiden provası yapılan padişahlık rejimine ya “Evet” ya da “Hayır” diyecek.
Yıllardır kandırılarak, ellerinde ne varsa alınan Malatyalılar, umarız bu kez kandırılmaya “Hayır” derler.
bulentkutluturk@malatyayenigun.com
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!