Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Manuşyan, kaderin bir cilvesi olarak 1 Eylül(Savaş sonrasında bütün dünyada 'Dünya Barış Günü' olarak kutlanacak tarih) 1906'da Adıyaman'ın bir köyünde doğmuş. Babası, yer yer yaşanan çatışmalarda hayatını kaybetmiş, annesi ise 'Büyük Kıtlık' zamanı yaşamını yitirmiş. Dört kardeşin en küçüğü olan Manuşyan'ı bir Kürt ailesi, ağabeyi ile birlikte yanına almış, Ermeni katliamından kurtulmasını sağlamış. Adıyaman'da yaşayan Ermeniler de techir de paylarına düşeni almışlardı. Adıyaman Kaymakamı, Malatya'ya çağrılmış ve 1915 Ermeni Tehcirinde aktif rol oynamıştır. Tehcir sonrasında, Ermenilerin mallarına konmuş, zenginleşmiş bir çok aile hala Adıyaman'da yaşamaktadır. Bir kısmı ise, Ermeni mallarının yanında, güzel ve genç kadınları zorla kendilerine eş yapmışlardı. Manuşyan'ın yanında kaldığı Kürt ailesi, kendisini diğer aile bireylerinden farklı görmemiş, hatta Fransa'da evlendiği eşi Melinee'ye söylediğine göre, Kürt ailesi kendisine damatları olacak gözüyle bakıyorlarmış. Ermeni katliamının boyutları ortaya çıkınca, Ermeni Kilisesi ve çeşitli yardım kuruluşları bölgeye gelerek, öksüz Ermeni çocuklarını aramışlar. Kürt aile de, Manuşyan'ı gelen heyete, istemeyerek de olsa teslim etmiş. 16 yaşında gelmiş olan Manuşyan, ağabeyi ve diğer yetim Ermeni çocukları ile birlikte Suriye'ye getirilmiş, orda iki yıl bir Ermeni yetimhanesinde kaldıktan sonra, 1925 yılında Fransa'ya gelmiş. Kurşuna dizildiği 1944 yılına kadar da orda yaşamıştır.
Önce Marsilya'ya yerleşen iki kardeş, bir süre sonra Paris'e gitmeye karar verirler. Bu süreçte hayatta kalabilmek için çeşitli işler yapar Manuşyan. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımının etkisi Avrupa'da derinden hissedilince, Manuşyan'da işsiz kalır. Kimi zaman, heykeltıraşlara modellik yapar. Zamanı boldur, Sainte-Genevieve kütüphanesi'nin müdavimi olur. Her gün saatlerce kitap okur. Savaş öncesi, genç şair arkadaşlarıyla edebiyat dergileri çıkarmaya başlar. Dinleyici olarak Sorbonne Üniversitesine kayıt yaptırır. Edebiyat, felsefe, tarih, politika gibi derslere girer. Vichy hükümeti kurulur kurulmaz, Manuşyan diğer muhalifler hapse atılır. Sonrasında ise cepheye gönderilir. Bununla da yetinilmez, zorla silah üretilen bir fabrikada çalıştırılır. Burdan kurtulur kurtulmaz Paris'e gelir. Yoldaşlarıyla ilişkiyi kurar. Bu arada, Fransa'da Nazi yanlısı Vichy hükümetinin icraatları, Nazi Almanya'sında yaşanan vahşeti aratmayacak düzeydedir(meraklısı için: F. Truffaut yönettiği 1980 yapımı Son Metro filmi izlenebilir) ve Komünist parti ve aydın, yazar, sanatçılar önderliğinde bir direniş başlamıştır. 1934 yılında Fransız Komünist Partisine kayıt yaptırmış olan Manuşyan'da direnişte üzerine düşeni yapmakta tereddüt etmez. Zaten öncesinde de siyasal gelişmelere duyarlıdır. İspanya İç Savaşı sırasında oluşturulan Uluslararası Tugaylar ve Halk Cephesi sürecinde, Fransa'daki oluşumda Ermenilerin temsilcisi olarak görev almıştı. Manuşyan, direnişi, Ermeniler içinde örgütler. Almanların, Barbarossa harekatıyla SCCB'yi işgale başladıkları 22 Haziran 1941 tarihinde Manuşyan yeniden tutuklanır. Fransız polisi, Manuşyan'ı Gestapo'ya teslim eder. Üç aylık işkence sürecinde, Gestapo Manuşyan'dan bir bilgi koparamaz. Manuşyan tekrar özgürlüğüne kavuşur. Direnişin Kamutan Georges'i Manuşyan, Gestapo tarafından tekrar yakalandığı 15 Kasım 1943 tarihine kadar, birçok eyleme katılır. Katılmakla kalmaz, direnişin planlamasında yer alır. 21 Şubat 1944 tarihinde, 23 yoldaşıyla beraber, 38 yaşındayken kurşuna dizilir Misak Manuşyan. Kurşuna dizildiği günün sabahında yazdığı son mektupta: 'Gönüllü olarak kurtuluş ordusuna girmiştim. Zafere ve hedefe iki adım kala ölüyorum. Bizden sonra yaşayacaklara ve yarının, özgürlüğünün ve barışın güzelliğini tadacaklara ne mutlu.' Cümlesiyle, özgürlüğe duyduğu özlemi ve inancı dile getirir.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!