18 Mayıs 2012 Cuma

Çobanın 'yamçı' hikâyesindeki gibi...

07 Şubat 2012, 21:10
Çobanın 'yamçı' hikâyesindeki gibi...
Oral Çalışlar

İnsanın kendisini bazen ırmağa atıp 'Bundan de beter olmazdım ya!' diyesi geliyor.

Öyküyü, çocukluğumda babamdan dinlemiştim. Birisi çoban, iki arkadaş sohbet ederek yürürken birden yağmur başlamış. Çobanın sırtında bizim yörelerde ‘yamçı’ denen kepenek varmış. Yağmur şiddetlenince çoban yol arkadaşını kepeneğin altına almış. Böylece arkadaşı da ıslanmaktan kurtulmuş. 
Yağmurun ardından çoban, arkadaşına, “Arkadaş, benim yamçı olmasaydı sen tamamen ıslanmıştın” demiş. Arkadaşı da şükran ifadesiyle, “Evet arkadaş, iyi ki sen varmışsın, yamçın varmış” karşılığını vermiş. Biraz gitmişler, çoban arkadaşına yeniden dönmüş, “Benim yamçı olmasaydı...” diye söze başlamış, arkadaşı da yeniden teşekkür etmiş. Biraz sonra çoban bir daha “Benim yamçı” demiş, yol arkadaşı “Allah senden razı olsun” demiş. 
Bir ırmağın kenarından geçerlerken çoban yeniden “Arkadaş benim yamçı” der demez, köylü kendisini ırmağa atmış, üzerinden sular akarken çobanın karşısına dikilmiş, “Bundan da beter olmazdım ya!” diyerek sohbeti noktalamış. 

27 Nisan’a soruşturma 
27 Nisan 2007’de askerin cumhurbaşkanlığı seçimine direkt müdahalede bulunarak Meclis’i tehdit eden e-muhtırası için savcılık soruşturma başlattı... 
Bugünlerde kar nedeniyle evde oturup arşivimi düzenliyorum. Dosyamda, Türkiye’nin demokratlarının ‘e-muhtıraya karşı Meclis’in iradesini destekleyen’ bildirilerine rastladım. 
Zor bir dönemdi. Hükümet dik durdu, ‘demokrat aydınlar’ dik durdu, ağır bir askeri müdahale bertaraf edildi. Arkasından ‘kapatma davası’ geldi. ‘Demokrat kamuoyu’, ‘darbeci’ anlayışla mücadeleyi sürdürdü. Oluşan kamuoyunun ve Batı’nın da katkısıyla süreç tersine döndü. 
Yakın tarih, militarizme, darbeciliğe karşı bıçak sırtında yürütülen bir mücadelenin ekseninde şekillendi. 
12 Eylül 2010 anayasa değişikliği referandumu ile birlikte, statükocu, baskıcı, militarist zihniyete karşı yeni bir başarı daha kazanıldı. 
Tabii, süreç hiçbir zaman dümdüz ilerlemedi... AK Parti yönetiminin kendi geçmişinden devraldığı, demokrasiyle ve değişim ihtiyacıyla bağdaşmayan uygulamaları başından beri eleştiriliyor. 
Ne olursa olsun, tarihin önüne koyduğu fırsatları iyi değerlendiren, militarizmle hesaplaşan AK Parti kalıcı sayılabilecek başarılar kazandı. 
2011’deki yüzde 50’lik desteğin ardından bir farklılaşma başladı... 
Örneğin Kürt sorununda, çözümün yerini şiddetin dili aldı. ‘Terörün Finansmanının Önlenmesi’ için hazırlanan yeni kanun tasarısı, 1990’ların bazı uygulamalarını anımsatıyor. O dönem faili meçhul cinayetlerin hedefi haline gelen ‘Kürt işadamları’, aynı tehditle karşı karşıya kalabileceklerini ifade ediyorlar. Güneydoğu İşadamları Derneği Başkanı (hükümetin demokratik uygulamalarını destekleyen) İsmail Bedirhanoğlu, “Çiller döneminde de benzer tedbirler alındı, iş camiası endişeli” diyor. Hrant Dink davası bir hayal kırıklığı. 

Toplum mühendisliği 
Dersim’de Alevi Kürtlerin katledilmesini gündeme getiren Erdoğan, diğer yandan ‘dindar bir gençlik yetiştirmek’ten söz ederek kendi toplum mühendisliğini başlatmaya hazırlandığı izlenimini veriyor... 
Demokratik bir ülkenin başbakanı dindar olabilir, dindarlığını öne de çıkartabilir. Ancak ateistin de, Hıristiyan’ın da, Alevi’nin de başbakanı olduğunu, ayrıca kendini dindar olarak tanımlayan ama dini farklı şekilde algılayan kesimleri de temsil ettiğini unutmamak zorundadır... Eğer iktidar, kendi dindarlık çerçevesini ‘tek doğru’ olarak empoze ediyorsa bu ‘toplum mühendisliği’ anlamına gelir... ‘Atatürkçü nesiller yetiştirmek’ anlayışının bundan ne farkı var? 
Karmaşık bir dönemden geçiyoruz, karmaşık bir psikoloji içindeyiz... Hükümeti eleştirdiğimiz zaman, “Ama Ergenekon, ama Balyoz...” karşılığını alıyoruz. 
İnsanın kendisini bazen ırmağa atıp “Bundan de beter olmazdım ya!” diyesi geliyor. 
Bazı AK Parti çevreleri de “Destek verdiniz diye her istediğinizi yapacak mıyız” karşılığını veriyorlar. Onlar da kendilerini ırmağa atmak istiyor olabilirler. 
Destek AK Parti’ye değildi ki! ‘Özgürlük ve adalet’eydi...


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    Bigpoint 300x250

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sitemizin yeni tasarımını beğendiniz mi ?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV