22 Mayıs 2012 Salı

Kızlarımızın çalınmış hayatları ve hayalleri…

22 Ocak 2012, 22:47
Kızlarımızın çalınmış hayatları ve hayalleri…
Esra Çiftçi

Para karşılığında Kürdistan’dan Türk illerindeki yaşlı ve özürlü adamlara satılan Kürt gelinlerin dramını biliyor musunuz? Ailesinden, gençliğinden, hayallerinden, aşklarından, dillerinden, kültürlerinden, ülkelerinden koparılarak, binlerce kilometre uzaklarda tanımadıkları erkeklere satılan bu kızlarımızın öyküsünü duydunuz mu? Sinema yönetmeni Aydın Sarman'ın 16 yaşındaki Kürt kızı Güzel’in kendisinden 40 yaş büyük bir erkeğe satılma öyküsünü anlattığı “Jan Jan” filminin gerçek olduğunu, sadece Afyon'un Şuhut İlçesi, Erenler Köyü'nde en az 30 Kürt Güzel’in olduğunu biliyor musunuz?

Memleketim Dersim…  Acılı bir kadının sesini duyuyorum; “kendi ellerimle kıydım yavruma” diye dizlerine vuruyor. Kulak kabartıyorum, yüreğimde bir sızı ile dinliyorum… Evin gelinlik kızını istemeye geliyor Ankara’dan bir aile. Öyle durup dururken değil, aracılar vesilesiyle. Aracılar kızın ailesine; “verin kızı, oğlan çok zengin, kızın rahat eder, siz de bu yoksulluktan kurtulursunuz” diyor. Kız ailesi; “gelsinler, tanışalım” diyor. Damat adayı ailesiyle birlikte geliyor, hediyelere boğuyor aileyi. Zor olmuyor kızı alması, hemen düğün halayı kuruluyor, kız ne kadar istekli bu evliliğe bilmiyorum, susuyor ve Ankara’ya gelin olarak yolcu ediliyor. Gerdek gecesi anlıyor ki evlendiği adam psikopat, dayaktan morartmadığı yerini bırakmıyor. Kız şaşkın, çaresiz, oğlanın ailesine isyan ediyor, kaynana; “sesini kes otur, acından ölüyordun, hiç olmazsa bizim yanımızda karnın doyar” diyor, kız çaresiz susuyor. Zamanla bakıyor çekilecek gibi değil, dönüyor baba evine… 

Almanya… Dinledikçe kadınlığımdan, analığımdan utanıyorum. Türk bir ailenin 25-30’lu yaşlarda özürlü bir oğlu var. Aile oğlunu evlendirme telaşında, bir yerlerden duyduklarına göre, Van’da bir muhtar aracılığı ile gelinlik kız bulabilirlermiş. Aile de girişimde bulunuyor. Bir tanıdıkları soruyor; “siz Kürtleri sevmiyorsunuz, neden bir Kürt gelin alıyorsunuz?” diye. Cevap; “Biz onun beynini yıkarız, dağa çıkacağına, hiç olmazsa burada karnı doyar, et yer” oluyor…

Basına yansıyan bir haber… Gelinlik kız ticareti yapanlar hangi evde, nasıl kız var biliyor. Örneğin evlenmek için kız arayan biri, gelin tüccarları ile köye gidiyor. Köyün kızları meydanda sıraya diziliyor. Damat adayı içlerinden birini seçiyor. Bir trajedi filmi mi izliyoruz, realite mi, masal mı bu, hangi zamandayız anlaşılmıyor!

Başka mekânlar, benzer hikâyeler…

Namus cinayetleri ve kadın intiharları, şimdi de genç kızlarımız para karşılığı satılma kâbusu ile karşı karşıya. Gerek Avrupa’nın, gerekse Türkiye’nin değişik illerinden gelen yaşlı veya özürlü erkeklere satılıyorlar. İradeleri dışında, kadınlıkları, kızlıkları para karşılığı peşkeş çekiliyor…

Benim tanık olduğum her iki hikâye de tipik Türk bakışının bir versiyonu. Onlara göre Kürtler potansiyel suçlu, tüm mantıkları Kürt kızlarını kendilerine göre ehlileştirme üzerine kurulu. Bu ehlileştirmeyi de yaşlılarına bakıcı, özürlü oğullarına karılık yaptırarak uyguluyorlar. Rize Belediye Başkanı ne demişti: ‘’Herkes ikinci eş olarak bir Kürt kızı alsın!’’

Afyon’un Erenler Köyünde bir özürlüye satılan Araratlı kızlarımızdan Naima Ertan’ın gazetelere de yansıyan hikâyesini onun ağzından, yorumsuz vicdanınızla paylaşıyorum: ‘’Yoksul bir ailede büyüdüm. 16 yaşındayken babam 'seni evlendiriyorum' dedi. Sesimi çıkaramadım. Aracılar anlaştı. Bir gün beni otobüse yaşlı bir adamın yanına bindirdiler. Anladım ki bu adammış benim eşim. Babamdan daha büyük bu adamla birlikte Erenler Köyü'ne geldim. Burada yaşadıklarım ise getiriliş hikâyemden bile acı oldu. Erenler Köyü'nde benimle aynı durumda olan ve yerli halkın 'satılık gelin' diye adlandırdığı 30 kadın daha var. Aileme çok kızgınım. Beni satmak için yetiştirdiler. Buralarda eş bulamayan kör, topal, deli, yaşlı, içkici, kumarbaz adamlara para karşılığında satılıyoruz. Hiçbir değeri olmayan ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak için dünyaya gelmiş kadınlarız. Kapı önüne dahi çıkamıyoruz. Kimlerle görüşüp görüşmeyeceğime bile kocam karar veriyor. Kendimizi koyun gibi hissediyoruz. 3 çocuğum var, 20 yılda ailemi sadece 2 defa görebildim. Biz, herkesin unuttuğu ve kaderimizi yaşamaya terk edilmiş kadınlarız. Dilimizi kültürümüzü geleceğimizi para için sattılar. Geldiğimiz yerde dışlandık horlandık. Çalınmış hayatımızın bedelini kimden isteyeceğiz. Çevremizdekiler gibi davranmak onların istediği gibi giyinmem konuşmam isteniyor. Bir keresinde annem beni ziyarete gelmişti, Kürtçe konuştuk. Eşimin ailesi hemen 'sen bizim hakkımızda mı konuşuyorsun? Bir daha bizim dilimiz dışında konuşma' diye tepki gösterdi.'’

Bu tür haberleri duyunca ürperiyorum. Bu olaylar çoğalıyor ve cinsimizin kangreni haline geliyor. Neden ayağa kalkmıyoruz? Kızlarımızı, çocuklarımızı satıyorlar, vicdanlarımızı satıyorlar. Bu bir facia… Bu bir soykırım biçimi, bu işin peşini bırakmamalıyız, herkesin sorumluluğu vardır. Ben buradan bir dosya açıyorum, bu tür belgelerin, tanıkların bana ulaşmasını rica ediyorum, herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum.


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    Bigpoint 300x250

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sitemizin yeni tasarımını beğendiniz mi ?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV