22 Mayıs 2012 Salı

Disko 5 No’lu sahnede

Berfîn Zenderlîoğlu'nun yönettiği, Mirza Metin’in yazıp, oynadığı ve soykırım düzeyinde bir deneme olarak nitelediği Diyarbakır cezaevi vahşetini anlatan, tek kişilik DÎSKO 5 NO’LU oyunu yaklaşık iki aydır seyirci karşısına çıkıyor.

21 Ocak 2012 Cumartesi 17:38
Disko 5 No’lu sahnede
Tek kişilik olan oyunun dili Kürtçe ve oyunda Türkçe üst yazı kullanılıyor. 60 dakika süren oyun Mirza Metin’in çok başarılı performansıyla seyirciyi sarsıyor ve düşündürüyor.

Böylelikle daha önce birçok kitap ve çalışmaya konu olmuş Diyarbakır zindanı, ilk defa bir tiyatro sahnesinde izleyici karşısına çıkıyor. Tamamı Kürtçe olan oyunda kullanılan Türkçe üst yazıyla Kürtçe bilmeyenlerin de izlemesine olanak sağlanıyor ve oyun, insanı çok fazla rahatsız ediyor.

Bazen tutsak, inançlı, direnişçi ve ölümü göze alan Mazlum Doğan'ı, bazen bir örümcek, sinek, fare, köpek ve bir işkenceci gardiyanı yani Esat Oktay Yıldıran ve ünlü köpeği Co yu, bazen devlet otoritesini, bazen de ihanet ve direnişçilik arasında arafta kalmış bir kişiyi tek vücutta bize gösteriyor. İzlenmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken bir oyun "Disko 5 No'lu". Oyunla ilgili oyunun yönetmeni Berfîn Zenderlîoğlu ile sohbet ettik.

* DÎSKO 5 NO’LU fikri nasıl ortaya çıktı?

- Hayatımızda kabuk bağlayan yaralar vardır, bir türlü iyileşmeyen. Sanki her baktığımızda yeniden yenileniyormuşçasına oldukları yerde dururlar ama zaman geçer onlar orada dursalar bile biz artık eski biz değilizdir ve onlarla yüzleşmemiz gerektiğini, yaralarımıza neden olan dertleri sorup sorgulama serüvenine girmişizdir. “DÎSKO 5 NO’LU” oyunumuzda bizim için aynen bu durumdadır. “Diyarbakır 5 No’lu cezaevi” bu ayrıntılar içerisinde toplum olarak yüzleşmemiz gereken, sancısını çektiğimiz ve kirletilen tarihimizin içerisinde hesabının verilmesi gereken yaralardan biridir. Mirza Metin iki yıl önce bu konuda yazmayı düşünmüştü ve 2011 yazında oyunun tekstini yazdı. Uzun süredir yüzleşmeye dair oyunlar yapma fikriyatını hep taşıyorduk, zamanının geldiğini düşündüğümüz bir dönemde de "Dîsko 5 No'lu"yu devreye koyduk.

* Oyun ne kadar süre içerisinde ortaya çıktı?

- Oyunun fikirsel olarak tohumunun atılması her ne kadar iki yıl öncesine dayalı olsa bile, oyunun yazım ve sahneleme süreci toplamında üç ayımızı aldı. Oyunun metni Mîrza Metin tarafından şuana kadar “Diyarbakır 5 No’lu” ile ilgili çıkan yazılı ve görsel materyaller ve röportajlar esas alınarak yazıldı. Bildiğiniz gibi bu vahşet birçok kitabın konusunu oluşturmuş, belgesellere konu olmuş ama henüz tiyatro sahnesine taşınmamıştı. Yazının başında da belirttiğim gibi bu ülkede bizi rahatsız eden belli başlı birkaç konudan biride devlet tarafından “5 No’lu” da yaşanan insanlık dışı vahşetin dile getirilmemesi ve bu kara lekeyle henüz yüzleşme girişiminde bulunmamasıydı.

* Konu çok ağır ve hassas zorlandınız mı?

- Konsept olarak çok zorlayan ve ağır bir konuydu bizim için. Bu oyunu ortaya koyarken sloganvari bir biçimde bir direnişi anlatma girişiminde bulunmak, insanları kahramanlaştırmak, bu oyun açısından çok daha kolay bir yol olacaktı. Böylelikle insanlar bir tarafın başarısına şahit olacak, kendi egosunu tatmin edecek ve kendi sloganını da yaratarak ve atarak oyundan çıkmış olacaktı. Ama biz tersini tercih ettik, tersini derken slogan atmak yerine insanları bu vahşetle az da olsa yüzleştirerek rahatsız etmek ve orada yapılan ağır insanlık dışı olayların minimaliz edilmiş halini gösterdik. Bunun karşısında bile insanlar “dayanamadıklarını, kafalarına sanki çekiçle vurulduğunu, sinirlerinin bozulduğunu ve bir iki saat hiç konuşamadıklarını” söylediler.

Düşünün ki o dönemi yaşayan insanlar nasıl bir ruh hali içerisindedirler ve sonrasında geçirdikleri travmalar, hissettikleri? Orada yaşananlar adı konulmasa bile, bir halka karşı yapılmış soykırım düzeyinde bir denemedir. Ve o insanlardan devlet nazarında hiçbir yetkili henüz hiçbir şekilde özür dilemiş değildir ve o cezaevi henüz Diyarbakır şehir merkezinin göbeğinde bir cezaevi olarak durmaktadır. Bizim için aklın ve hayalin alamayacağı insanlık dışı bir vahşeti anlatmak kolay olmayacaktı elbette o nedenle biz oyunumuzu anlatırken “DÎSKO 5 NO’LU” için şunu söylüyoruz, biz bu yüzleşme için sadece küçücük bir kapı araladık. Bu vahşeti anlatmaya hiçbir insanoğlunun gücü yetmeyecektir çünkü o işkenceleri insanlıktan nasibini almış hiçbir insan evladı anlatamayacaktır.

* Biraz oyuna hazırlanırken ki süreçten bahsedebilir misiniz?

- Şimdiye kadar DestAR-Theatre oyunlarında yardımcı yönetmen ve oyuncu olarak yer aldım, bu süre zarfında Mîrza Metin oyunları yönetip yazdı. Bu kez Mîrza ile yer değiştirdik ve Mîrza ara verdiği 4 yıllık tiyatro oyunculuğuna bu oyunla yeniden dönüş yaptı. Oyunun Yönetmenlik kısmında ben yer aldım reji anlamında oyunlarımızda oturttuğumuz bir dilin olduğunu düşünüyorum, oyuncuyu da sahneyi de tanıyınca reji kısmı bu yönüyle açıkçası beni çok zorlamadı. Asıl beni zorlayan kısımlar, oyunun konusunun ağır, önemli ve fazlasıyla hassas bir konu olmasıydı, o nedenle reji de her şeyin çok ince düşünülmesi gerekiyordu. Bana göre fazladan yapılacak bir jest bile oyunun ağırlığını ve söyleyecek sözünü etkileyebilirdi o nedenle ajitasyona kaçmadan oyunun sahne dilini nasıl kıvamında tutturabilirim ve yakaladığımız tiyatral çıtayı nasıl koruyabilirim derdi beni daha çok yordu.

Bizim için bu kadar hassas bir konuyu ele alabilmek ayrı bir hassasiyet göstermeyi ve anlatım biçimini de beraberinde getiriyordu. Bir şeyi belirtme ihtiyacı duyabiliriz. Disko 5 No'lu bir vahşeti anlatmayı dener. Bir direnişi anlatmayı denemek de en az bir vahşeti anlatmayı denemek kadar önemlidir. Direnişi anlatmayı denemek kendi başına çok güçlü bir başlıktır. Biz vahşeti ve direnişi birbirine karıştırmak istemedik. Yüzleşmek ve fark etmek için önce vahşeti anlatma yolunu seçtik. Bu oyunla şuana kadar tiyatro seyircimizden aldığımız izlenimlerimize göre kendi adıma biz istediğimizi başardık ve seyircimizi rahatsız ederek bunun sorgulamasını başlattık diyebilirim. Yaklaşık iki aydır haftada bir kez kendi sahnemiz olan Şermola Performans sahnesin de oynadığımız oyuna hem seyircinin hem de tiyatro eleştirmenlerinin ilgisi oldukça iyi.

Ayrıca “Dîsko 5 No’lu” oyunumuz NTVmsnbc tarafından her yıl yapılan “Yılın En İyileri” seçkisinde yedi tiyatro eleştirmeninden alarak yaptığı veri çalışmasına göre “Sezonun En İyi 5 oyunu” arasına seçildi.

Bizim sadece şikâyet edeceğimiz bir yön varsa o da Kürt basınının yeterince oyunlarımıza ilgi göstermemesi ve yer vermemesi.

* DestAR-Tiyatro kimdir? Şimdiye kadar hangi oyunları çıkardınız?

- DestAR-Theatre olarak başladığımız tiyatro serüvenimize şimdiye kadar “REŞÊ ŞEVÊ”, “CERB”, “QEŞMERÊN APOLETΔ , “PALYAÇONUN MACERALARI”, “BÛKA LEKΔ ve şimdi oynadığımız “DÎSKO 5 NO’LU” oyununu sığdırdık ve sıradaki projemiz de benim Sofokles'in Antigone oyunundan esinlenerek yazdığım "Antigone 2012" oyunu. Bu oyunu da 27 Mart'ta oynamayı planlıyoruz. Tiyatro sevgimiz yettiğince seyircimizi rahatsız ederek sürdüreceğiz. Etrafımızda her geçen gün o kadar çok adalet ve demokrasiyle bağdaşmayacak olaylar meydana geliyor ki bunlara kayıtsız kalmak elbette mümkün olmuyor. Bize düşende tiyatro cephesinde bunları sanatla yoğurarak sahneden bir çığlık koparabilmektir.

Yazan: Mîrza Metîn

Yöneten: Berfîn Zenderlîoğlu

Oynayan: Mîrza Metîn

anf

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    Bigpoint 300x250

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sitemizin yeni tasarımını beğendiniz mi ?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KİM KİMDİR? Tümü

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV