23 Mayıs 2012 Çarşamba

Tutuklu öğrencileri unutmadı

CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba, tutuklanan öğrencilerin sorunları için açıklama yaptı.

16 Ocak 2012 Pazartesi 22:07
Tutuklu öğrencileri unutmadı
Cumhuriyet Halk Partisi Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın açıklaması yaparak İnönü Üniversitesi’nde eğitim görürken tutuklanan öğrencilerin sorunlarını dile getirdi.

CHP İl Başkanı Enver Kiraz ve tutuklu öğrencilerin ailelerinin de katıldığı basın açıklaması metni ve öğrenci yakınlarının açıklamaları:

BASIN AÇIKLAMASI METNİ:

Değerli basın mensupları bugünkü basın toplantımızın konusu İnönü Üniversitesi’nin Tutuklu öğrencileri.

Gittikçe çürüyen ve darbe dönemini aratan hukuk uygulamalarıyla karşı karşıyayız. Adalet ile hukuk uygulamaları arasındaki makas açılmaktadır. Adalet kuyruğunda bekleyenlerin sayısı her gün artmaktadır. En küçük muhalefete dahi tahammül edemeyen hükümet yargıyı araçsallaştırmış durumdadır. Hukuk önündeki eşitlik, hapishanelere tıkılmış insanlara karşı uygulanan hukuksuzlukla sağlanmış durumdadır. Yargılama süreci ve tutukluluk cezaya, cezanın infazı ise işkenceye dönüştüren bir hukuk sisteminin adaleti sağlaması beklenebilir mi? Bu durumda suçluyla suçsuzu ayırmak da mümkün gözükmüyor. Özelikle, Özel Yetkili Mahkemeler’in verdiği vereceği kararlar artık kamuoyu nezdinde şüpheyle karşılanmaktadır. Saç kestirmenin, şemsiye taşımanın, herhangi bir kitapçıda bulunabilecek kitapların, konser bileti satmanın, puşi takmanın ve basın açıklamasına katılmanın suç unsuru olarak gösterilmesi, çivisi çıkmış hukuk düzeni değildir de nedir? İleri demokraside basılmayan bir kitap toplatılır mı? İnsanların, kendilerine yöneltilen suçlamaları dahi bilmeden aylarca ve hatta bazen yıllarca hapis yatması olsa olsa dikta rejimlerin uygulaması olabilir.

Yüzlerce öğrencinin, onlarca gazetecinin, 8 milletvekilinin ve sesini duyuramayan, varlığından dahi haberimizin olmadığı binlerce insan hapishanelere doldurulmuş durumda. İnönü Üniversitesi’nin tutuklu öğrencilerini de bu bağlamda düşünmek gerekir.

Gençlere yöneltilen suçlamaların delili olarak; olaysız basın açıklamalarına katılmak, konser bileti satmak ve yasal dergileri bulundurmak gibi unsurlara yer verilmesi hukuka uygun olamaz. Yasal bir gösteriye katılmak nasıl suç olabilir? Gösteri ve yürüyüş anayasa tarafından güvence altına alınmış haklardır. Bütün kanunların üzerinde olan anayasayı çiğneyerek hazırlanan bir iddianame kamu vicdanı ve hukuk açısından kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu dava kapsamında yargılanan bir de anne var. Hapishanede hayatını kaybeden kızının fotoğrafını, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde taşıdığı için Hatice Harman’a örgüt propagandası yapmaktan dava açılmış durumda. Bir anneyi kızının fotoğrafını taşıdığı için suçlamak hangi vicdana, hangi hukuka sığar? Kızının cansız anısından başka manası olmayan fotoğrafını taşıyan birini örgüt propagandası yapmakla suçlamak en azından ayıptır. “Bir insana çocuğunun fotoğrafını taşıdığı için dava açılan bir başka ülke, bir başka dönem daha var mıdır? “ diye sormadan kendimi alamıyorum.

Bu davanın anlamsızlığı bir yana Hatice Harman’a yöneltilen suçlama ve açılan dava hem trajik hem de komik bir vakadır.

17 Ocakta bir başka dava daha görülecek, hemşerimiz Hrant Dink’in davası. Umuyor ve istiyorum ki, her iki dava da adil kararlarla sonuçlanır. Öğrencisi okulda, gazetecisi haber peşinde, milletvekili mecliste ve sokaklarında Hrantlar’ın öldürüldüğü değil, özgür insanların dolaştığı bir ülkeye kavuşuruz.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın basın açıklamasının ardından tutuklu öğrencilerin aileleri de basın mensuplarına görüşlerini dile getirdiler.
Yusuf Yılmaz’ın annesi Havva Yılmaz; “ Yusuf Yılmaz, yanlış yapmaz çünkü benim ne durumda olduğumu bilir. Yasal haklarını savunmuş, bu yanlış bir şey değil. Çektiğimiz nedir? Sadece Alevi olmamız mı? Hatamız Alevilikse, biz aleviyiz, inkar edemeyiz.” dedi.

Feride Arman’ın annesi Hatice Arman; “Feride’nin resmini 8 Mart dünya kadınlar gününde taşıdım. Ve bana ceza verildi. Dışarıdan yargılanıyorum şimdi. Bir aile çocuğunu elinde de taşır, yüreğinde de taşır. Buna bir ceza verilebilir mi? Bu ülke, nasıl bir ülke?” ifadelerine yer verdi.

Uğur Pektaş’ın babası Şevket Pektaş; “Terör örgütüne üyelikle suçluyorlar. Ve bu konuda hiçbir şey bulamadıkları halde, halen bizim okuyan çocuklarımız, 8 aydır yargılanıyorlar” dedi.

Ayça Kılıç’ın babası Yusuf Kılıç; “Kızım tıp öğrencisi ve 8 aydır mağdur durumda. Bizler mağdur durumdayız. Kızımın tek amacı; okumak ve iyi bir doktor olmaktır. Bunun dışında bir idealinin olmadığını defalarca dile getirdim” dedi..

Erkin Kocaman’ın dedesi Kazım Kocaman ise yaptığı konuşmada “Erkin okumak istiyor. Son sınıfında bu çocuğu alıkoymak nedir? Sayın Başbakan demokrasiden bahsediyor. Bu ülkede demokrasinin hiçbir şeyi yok.” şeklinde konuştu.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    Bigpoint 300x250

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sitemizin yeni tasarımını beğendiniz mi ?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV