Cumhuriyet tarihi boyunca, her büyük Türk liderinin en önemli amaçlarının başında, Kürtleri asimile etmek vardı. Cumhuriyet tarihinin son hükümetinin büyük Türk liderlerinin de en büyük arzusu bu. Eskiden Kürt yoktu derlerdi ve olmayan Kürdün dilinde konuşuna da para cezası keserlerdi. Zaman değişti. Şimdi Kürdün var olduğuna kanaat getirildi. Ne var ki var olduğuna kanaat getirilen kürdün konuştuğu dil, bilinmeyen bir dil olarak kayıtlara geçti. Anlayacağımız, bir halk bilinmeyen bir dilden çalıyor, o kadar üniversite kürsüsünde mesai harcayan dilbilimciler, bu dilin ne olduğunu çözemiyor. Sanki Kürtler, başka bir galaksiden gelmiş bir halk. Bu öyle bir galaksi ki, tek hücrelilerden çok hücrelilere geçememiş canlı varlıklar barındırıyor. Baksanıza Bülent Arınç, Kürtçenin medeniyet dili olmadığını şıp diye buyuruyor. İnsan, ömrü boyunca sömürgecilere, emperyalistlere hizmet ederse, gün gelir hizmet ettiği efendilerinin kültürünü, medeniyetin merkezi olarak görür.
Medeniyet kavramı; sömürgeciliğin başlaması, bunun sonucunda köle ticaretinin ortaya çıkması ve ikisine paralel olarak da aristokrasinin bir sınıf olarak hükmünü ortaya koyması ile birlikte kullanılmaya başlanıldı. Sanayi Devrimiyle birlikte burjuva sınıfının serpilmesi, bu sınıfın emperyalizme evrilmesi sonrası, en çok kullanılan kavramların başına yerleşti. Sömürgecilerin kullandığı bir maskelemedir medeniyet sözcüğü. Sömürülecek coğrafyada yaşayan halkın medeni olmadığı söylenir, oraya medeniyet götürüleceği muştulanır. İşgal, sömürme, katliam, kültürünü empoze etme, dilini yerleştirme meşrulaştırılır. Amerika kıtasına çıkan ilk sömürgecilerin, yerlilere yaptıkları ilk iş, ellerine incil tutuşturmak oldu. Günlüklerinde yerli halkın adı, hep vahşiler diye geçer.
Bülent Arınç’a göre dünyanın en medeni dili İngilizcedir. Bu mantığa göre doğal olarak da en medeni kültür de Anglosakson kültürüdür. Bu kültürün temel mirasçıları ABD ve İngiltere’nin dünyaya armağan ettiği medeniyeti yazmaya kalksak ciltlere sığmaz. Daha dün Libya, bu gün Suriye dememiz yeterli sanırım. Dünyanın en medeni üç halkını sıralayın deseler, Kızılderililer, Kâfiriler (kendilerine ayrıca Nuristanlılar da denilir. Pakistan’da dağlık bir bölgede yaşarlar. Din dışı anlamına gelen kafirlikle karıştırmayın), Çingeneler diye sıralarım. Bu halklar kadar doğa ile barışık başka hiç kimse yoktur. Medeniyet, yaşadığın dünyanın doğasına saygılı olmaktır. O doğayı olduğu gibi gelecek kuşaklara bırakmaktır. Bilim, sinema, edebiyat, müzik, folklor elbette önemlidir ama doğanın kendi geleceğinden daha önemli değildir. Üstelik bilim, sinema(western filmlerinde Kızılderililer barbar diye gösterilirdi) veya edebiyat bazen barbarlığa araç da yapıldı ve yapılacaktır da. Şimdi Arınç’a sormak gerekir, Kyoto Protokolü’nü imzalamayan ülkeler kimler? Doğa düşmanı olup, medeniyet basamağının en başına yerleştirilenler, bu gezegenin en barbarları değil mi sevgili okur? Talibanlar bu gün Afganistan’da iktidar olsalardı ve silahlı süper güçlerin başında gelselerdi, emin olun, Afgan kadınlarının giydiği Burka kıyafeti bütün dünyada moda olur, Afgan dili de dünyanın her ülkesinde en medeni dil olarak okutulurdu.
Hiçbir dil ne diğerine göre daha medeni, ne de az medeni değil. Her dil insanlığın mirası. O dilin oluşumu, bugüne gelmesi bin yılları almıştır. Bunun bilincinde olan Kürtler, dillerine sahip çıkıyorlar. Dilim olmadan asla diyorlar. Manisa’dan çıkmış bir âdemoğlu, diliniz okutulmaz, öğretilmez, çünkü medeniyet dili değil diyor. İyi polisi oynayan Arınç, sömürge valiliğine soyunuyor. Sayın Arınç, ne sizin diliniz, ne de başka bir dil, benim annemin sesinden dinlediğim Kürtçe Çiroklardan daha medeni değil. Dilin medeniyeti olmaz, ideolojinin medeniyeti olur Bay Arınç. Siz diline sahip çıkan herkesi KCK’lı yapıyorsunuz. İşte düğüm düğüm bağlanmış iktidarınız. MİT’iniz bile KCK’lı olmuş.
MİT’le bağlayayım yazıyı. Herkesin bildiği, çeşitli saiklerle söylemekten imtina ettiği gerçek, cemaat ile Erdoğan ve ekibinin kavgasıdır. Talimatla herkesi KCK’li diye içeri atan Erdoğan, büyük tuzağa çekildi. Kendisini tuzağa çeken de o talimatları verenlerdir. KCK’li biri ile merhabası olmayan binlerce insanı içeri atarsanız, KCK’nin başı dediğiniz isimlerle devlet adına görüşen MİT’çiler de doğal olarak KCK’li diye aranır. Ve şimdi Başbakan, mesai arkadaşlarının KCK’den içeri düşmemesi için kara kara düşünüyor. Tutuklanan Kürtler için, hukuk böyle emrediyor diyen Başbakan, savcıdan adamlarını kaçırmanın telaşında. Nerden bakarsanız bakın traji-komik.
Başbakan Erdoğan’a Kürtlerin ileri gelenlerini içeri tıkarsak, BDP yok olur diyen çok akıllı stratejistlerin, danışmanların Kürt sorunu konusunda ne kadar cahil oldukları bir kez daha ortaya çıktı. KCK bir bumerang gibi gelip kendilerini vurdu. Üstelik Adil Gür ne diyor? BDP şimdi seçim olsa, %10’u rahat geçer. Ülkeyi normalleştirmenin tek yolu, Kürt sorununu hakkaniyet ölçüleri içerisinde çözmektir. Yoksa bu gidiş, gidiş değil.
YorumlarToplam 1 yorum mevcut
çarçella 3 ay önce yorumlandı
sömürerek öldürerek zengin olanların saygın(!) dillerinin medeni(!)..... olduğu bir zaman hepimiz hoşgeldik...