Önce, son zamanlarda “çoğunluğun desteğine sahip olmakla” gereğinden fazla böbürlenen siyasetçilere ve onların medyadaki koşulsuz alkışçılarına dindar bir dostumun Kuran-ı Kerim’den bana tane tane okuduğu bir sureyi, bu anlayışın dinî açıdan da fevkalade yanlış olduğunu anlatması için izninizle yazayım:
“Çokluk kuruntusu sizi o kadar oyaladı ki mezar taşlarını saymaya kalktınız. Cehennemdeki yerleriniz size gözlerinizle gösterilecektir.”
Bana dindar dostumun özellikle okuduğu Tekasür Suresi’nin bu sözleri, bu davranışların yalnızca Müslümanlığa aykırı olduğunu değil, siyasi iktidarın destekçisi olan birçok dindarın da son zamanlardaki bu çarpılmalardan rahatsız olduğunu gösteriyor.
Çünkü “benim çoğunluğum var, öldürürüm özür dilemem, dindar nesil yetiştirim” türünden manasızlıkların bela getireceğinin dindarlar da farkındalar.
Siyasi iktidarın her türlü nezaketten, anlayıştan, hukuktan, demokrasiden azade çıldırmaları, Bülent Arınç gibi vicdanıyla yaşayan iktidar mensuplarının bile “Kürtçe medeniyet dili değildir” diyecek bir kıvama gelmesi, AKP’nin frenlerinin boşaldığını düşündürüyor.
Böyle giderse AKP iktidarı, Türkiye’nin büyük bir şansını, büyük bir şanssızlığa çevirecek.
Nedir Türkiye’nin büyük şansı?
Müslüman olmasıdır.
Niye?
Çünkü özellikle 11 Eylül’den sonra yaşananların ardından kanlı bir terörizmle özdeşleştirilmeye çalışılan Müslümanlığın bir başka yüzünü, adalete ve demokrasiyle bütünleşmiş halini dünyaya gösterecek ve İslam âlemine model olabilecek bir ülke konumunda Türkiye.
Küreselleşen dünyada İslam âlemiyle barışçı bir köprü kurmak isteyen Batı’nın, Müslümanlıkla demokrasinin biraraya gelmesinin yaratacağı olumlu sonuçları bütün İslam âlemine gösterecek bir ülkeye ihtiyacı var.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!