Şivan Perwer'in Ahmet Kaya için söylediği şarkı...
24 Eylül 2011 Cumartesi 18:08
Kürt sanatçı Şivan Perwer, bir röportajda Ahmet Kaya ile ilgili şunları söylemişti…
Kürt tarihi derinlere dayanıyor. Bu tarihi sürede Kürtler müthiş zengin bir kültür yaratmıştır. Kürt dili çok eski ve güzel bir dildir. Kürt olduğum için değil, doğruyu söylüyorum. Türkçe’ye karşı bir fobim yok. Her toplum kendine uygun biçimde tarihi süreçte bir dil yaratıyor. Ama yasaklamalar olduğu zaman milletler dili kaybediyor. Türkiye Kürtler üzerinde ve Kürtçe üzerindeki yasaklardan dolayı Kürt kültürünü ve sanatını da tamamen yasakladı. O yüzden mecbur bıraktılar, çoğu Kürt kökenli sanatçı asimile oldu. Türkçe söylemek zorunda kaldılar. Pazar Türkçeydi, şöhret Türkçeydi. Kürtçenin sanat pazarı yoktu. Sadece dengbejler (kürt ozanlar) kalmıştı.
Türkler için mükemmel bir sanat yaratan kişiler var… Ahmet Kaya… Kürt kökenli, Türkçe’ye asimile olmuş bir sanatçıydı. Ahmet’in kalbi bambaşkaydı. Demokrattı. İnsan sevgisiyle doluydu. Onun suçu değildi, dilinin Türkçeleşmesi ve asimile olması. Devletin yarattığı bir sonuçtu bu. Ahmet, Türkler için o kadar güzel bir müzik yarattı ki, özgün müziğin babası sayılır.
Ben Türklerin yerine olsaydım Ahmet’e müthiş değer verirdim. Ahmet niye Kürtçe söyleyemediğini düşündü ve içinden hem boğuldu, kaynadı patladı. Türkiye’nin gerçeği bu ise niye bu hale getirmişsiniz der gibiydi. Kürtçeyi bilmediği halde ezberleyerek bir iki türkü söylemek istedi. Kürtçe klip yaptı. Ahmet aforoza uğradı. Ergenekoncular ve Kürt kökenli kendini satmışlar tarafından linç edilecekti.
Ben o görüntüyü gördükten sonra şaşırdım. Neler oluyor dedim. O salondaki sanatçıların sahip çıkması gerekirdi. Ama onlar saldırıları alkışladılar. Çıktılar Ergenekon marşlarını söylemeye başladılar. Ahmet doğruları ile yürüdü, hareket etti. O acıya hasrete, zulme kalbi dayanmadı. Tabi Türkiye tarihinde bu gibi bir sürü olay gelmiştir. Mesela Mustafa Suphi’nin siyaset yaptığı için öldürülmesi, Nazım Hikmet’in sürgünde yaşayıp ölmesi, Sabahattin Ali’nin öldürülüşü, Türkiye sinemasında dünya sinemasında katkısı olan Yılmaz Güney gibi değerli bir sinemacının bile Türkiye tarafından reddedilmesi, bunlar hepsi Türkiye’nin yaralarıdır aslında.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!