ÇIĞLIĞINI DEVLET DUYDU
KAHVE KALBE İYİ GELİYOR
Üniversite sınavında şok iddia
Hayır : % 50.13 Evet : % 49.87
06 Eylül 2010 Pazartesi
EĞİTİMHABER SİTELERİSAĞLIKYARARLINazım Hikmet
Nazım Hikmet
Resmi kayıtlara göre, 15 Ocak 1902 yılında doğdu. İlköğrenimini İstanbul’da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), Nişantaşı Numune Mektebi’nde tamamlayıp, Heybeliada Bahriye Mektebi’ne girdi. 17 yaşında Anadolu'dan gelen haberlerle heyecanlanan bir grup öğrenciyle birlikte yaptığı bir protestonun sonrasında "sağlık gerekçesiyle" okuldan çıkarıldı.
Nâzım Hikmet Bahriye Mektebi’nden atıldıktan sonra yakın arkadaşı Vala Nureddin ile birlikte ulusal kurtuluş mücadelesine katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Ankara'da geçirdikleri kısa bir dönemin ardından Bolu'ya öğretmenlik yapmak için gittiler. Anadolu'da tanıştıkları marksistlerin de etkisiyle Sovyet devrimini tanımak ve ona katılmak için Bakü'ye geçen Nâzım Hikmet, daha sonra Moskova'da Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi KUTV’da öğrenciliğe başlayarak kendini bir komünist olarak yetiştirmeye başladı ve Türkiye Komünist Partisi’ne üye oldu. 1922–1924 yılları arasında KTUV’da ekonomi ve toplumbilim alanındaki eğitimini tamamlayan Nâzım Hikmet, siyasi çalışmalarına ülkesinde devam etmek üzere Türkiye’ye döndü. 1925 yılının baharına kadar Son Telgraf, Orak Çekiç ve Aydınlık dergisinde açık faaliyet yürüten Nâzım Hikmet çalışmaları nedeniyle İstiklal mahkemesinde yargılandı. Hakkında verilen 15 yıl mahkumiyet kararının ardından İstanbul'dan bir takayla kaçarak Moskova'ya gitti. 1928 yılında İsmail Bilen ile birlikte yurda döndüler ve vizesiz olarak sınırı geçerlerken yakalandılar. 6 ay süren yargılamalar sonucunda 1925 yılında mahkum edilmesine neden olan suçları tekrar değerlendirildi ve bunlardan beraat etti. Komünist olması nedeniyle aldığı 3 aylık bir mahkumiyetin sonrasında serbest kaldı. 1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırttığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre mapusluk yaşadı. 1950 yılında ülkede ve dünyada Nazım'ın özgürlüğü için yapılan büyük bir kampanyanın ardından çıkarılan bir af yasasıyla özgürlüğüne kavuştu. Ancak sürekli izlendiği ve sağlık durumu elvermediği halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumları üzerine yine bir motorla denize açılarak “İkinci vatanım” dediği Sovyetler Birliği'ne gitti. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği’nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova’da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Polonya, Macaristan, Fransa (Paris), Küba, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu Türkçe Yayınları ve Bizim Radyo'da düzenli programları oldu. Bu programlardaki konuşmalarının bir kısmı bugüne ulaşmıştır. Bu biyografi 229 kez okundu Yükleniyor...
YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI |
![]()
|