Hiç düşündünüz mü yollar ne kadar derindir bazen? Yepyeni heyecanlar, yepyeni ümitler doğurur. Bazen acıların ağırlığını alır, onları hafifletirler bazen bembeyaz ufuklar açan sapaklarla doludur. Bu yakınlarda, moralimin bozuk olduğu, ne yapacağımı bilmediğim, hayallerimin yıkıldığı bir dönemde yollar beni Güneydoğu’nun büyülü topraklarına attı. Daha önce sadece uzaktan seyrettiğim Güneydoğu Anadolu’nun ruhunu hissettim, bambaşka duygularla döndüm bu yolculuktan. Avluda uyudum, bulaşık yıkadım, su ısıtıp tasla banyo yapmayı da öğrendim. En önemlisi tanrı misafiri diye kapılarını açan Doğu insanını daha yakından tanıdım.
Neler gördüm neler...
“Orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür...” diye devam eden anlamlı şarkı sözleri vardır. Benim için bu sözler daha derin bir anlam kazandı bu yolculukta. Hiç tanımadıkları halde bana kapısını açan aileler, evlerinde üç-dört gün geçirdiğim köylüler, birlikte yapılan yemekler, içilen çaylar, aslında çok basit ama bir o kadar da derin ve gerçeğe yakın olan hayatlar, beni kendi dertlerimden çok uzaklara götürdü. Türkçe konuşamayan Türkiye vatandaşlarının gerçekten var olduğunu öğrendim uzaklarda. Yaşlı teyze ve amcaların köylerinde toprakları, hayvanları ve kendi küçük ama anlamlı dünyalarıyla mutlu yaşadıklarını gördüm. Zaman zaman elime Kürtçe- Türkçe bir sözlük alarak iletişim kurmaya çalıştım. 80 yaşın üzerinde bir teyzenin, farklı diller konuşmayı bildiğimi öğrendiğinde, el hareketleriyle “Her dil yeni bir hayat” demesini anlamanın zevkini tattım.
Gün daha doğmadan yola çıktım Nemrut’a doğru... Nemrut heykellerinin yanında güneşin doğuşunu beklemeye başlamış olan çoğunluğu Uzakdoğulu turistlerle büyülü iki saat geçirdim. Sonra otomobilime bindim Feribot tabelalarını takip ederek Kahta Feribot iskelesine doğru ilerledim. Atatürk Barajı’nın suları göründüğünde gözlerim İstanbul’daki büyük İDO feribotlarını aramaya başlamıştı... Kendimi 20 aracın zar zor sığabildiği salla feribot arası teknede son kalan yere otomobilimi yanaştırırken buldum. Etrafıma baktığımda feribottaki tek kadın olduğumu ve şaşkın bakışların beni incelediğini fark ettim. Atatürk Barajı’nın üzerinde Siverek’e doğru kısa bir yolumuz olduğunu öğrendim.
Siverek’e geldiğimde Kardeş Türküler’in türküleri eşliğinde bugünkü acı manzaradan önce varolan barış mesajlarının umutlu havasını taşıyan, CD ve hediyelik eşyalar satan küçük bir dükkanda çay içip sohbet ettim. Çay teklifleri artıp meraklı insanlar yanıma gelmeye başladığında, sadece aklıma esip Güneydoğu’yu gezme niyetinde olduğumu duyanların verdiği “Abla merak etme buralarda hiç birşey olmaz, herkes misafirperverdir” veya “Abla helal olsun, tek başına buralarda” sözleri beni motive etti.
Başka sorularım var
Birkaç günlük köy keyfi enerjimi temizlemiş, ümitlerimi geri getirmiş, mutsuzluklarımı unutturmuş ve İstanbul’un yapay ve hırs dolu hayatından beni uzaklaştırmıştı. Bu kez Güneydoğu’nun havasını ilk kez solumuş biri olarak kafamda başka sorular oluştu. Bu kadar güzel insanların olduğu, derin medeniyetlerin yaşadığı bu coğrafyada yaşananları kabullenemiyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlerin hain planlarını sevgiyle ve inançla yenebilecek güce sahibiz, biliyorum. Doğu’ya, Güneydoğu’ya gitmeye uzaklardan seyrettiğim, dinlediğim şehirleri keşfetmeye devam edeceğim. Şartlar ne olursa olsun barış isteyen insanların hikayelerini, ümit veren mutluluklarını keşfetmeye çalışacağım. Ve herkesin Türkiye’nin bir yerinde, her sabah canı yanarak uyandığı bugünlerde bile bir yerlerde ümit olduğunu keşfetme arzumdan vazgeçmeyeceğim. Kimbilir belki silahların çözemediğini birgün gerçekten sevgi çözer... Sonuçta yollar İstanbul’dan Güneydoğu’ya gidince güneş erken doğuyor...
Bunları biliyor musunuz?
-Kahta ile Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi arasında ulaşımın 20 araç kapasiteli feribotlarla sağlandığını, bu feribotların Atatürk Barajı üzerinde yol aldıklarını,
-Nemrut’ta güneşin doğuşunu izlemeye gelen turistlerin saatler öncesinden tepeye çıktığını ve battaniyelerini alıp gökyüzünün o kırmızı anını beklediklerini,
-Bitlis’teki Nemrut Krater Gölü’nün sıklıkla Nemrut heykellerinin bulunduğu bölgeyle karıştırıldığını fakat ikisinin tamamen farklı yerlerde olduğunu,
-Siverek’in Şanlıurfa’nın en büyük, Türkiye’nin ise ikinci büyük ilçesi olduğunu,
-Nemrut Dağı’nın UNESCO tarafından ‘Dünya Miras Alanı’ ilan edildiğini,
-Nemrut’un 2 bin 150 metrede olduğunu ve üzerindeki heykellerin boyunun 10 metreyi bulduğunu...
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!