ANKARA'YI KARIŞTIRAN İDDİA
Kuzeyin oğlu mahkemelik oldu
Migrene karşı bitkisel çözüm
"YAVŞAK" KAVGASI !
31 Temmuz 2010 Cumartesi
EĞİTİMHABER SİTELERİSAĞLIKYARARLIÖnce facebook’a sonra ölüme
Malatya’da son üç gün içinde, üç kişi farklı yollardan yaşamını yitirdi.
Önce Erkenek’teki bir vadide paramparça bir otomobil bulundu. Otomobilin Elazığ’da iki hafta önce kaybolan iki gencin sonunu getirdiği tahmin ediliyor. Dün saat 15.00 itibarıyla henüz gençlerin cesetlerinin bulunmamış olması, ölümü kesin olmaktan şimdilik çıkarıyor. Ancak bir başka gerçek; ölüm, büyük olasılıkla da intihar ihtimalini güçlendiriyor. O da kayıp gençlerden Onur Üzel’in sosyal paylaşım sitesi facebook’ta yazdığı ölüm temalı son notlar… Sonra, cumartesi günü Kadime İ. isimli kadın, kocası tarafından satırla öldürüldü. Kadime İ.’nin facebook’taki son mesajları da Onur Üzel’inki gibi ölüm temasını işliyor. Birincisi muhtemelen intihar, ikincisi ise cinayet olan bu ölümlerin ortak yanı ise önceden bildirilmiş ya da hissettirilmiş olması… Bu iki olayda en çok dikkati çeken unsur ise facebook’un hayatımızda kapladığı yer olarak karşımıza çıkıyor. Sadece sosyal değil, aynı zamanda psikolojik bir paylaşım sitesi olduğu anlaşılan facebook’ta, iç dünyamızı ve yaşadığımız özel sorunları çeşitli şarkı sözleri, şiirler veya mesajlarla paylaşıyoruz. Doğal olarak yarın yapmayı planladıklarımızı, başımıza geleceğini tahmin ettiğimiz olayları da satır aralarında –bilinçli veya bilinçsiz olarak- paylaşmış oluyoruz. Eğer bir kadın facebook’a “Hayat yanmak için ölmeyi beklemek değil, yaşarken ölmeyi seçmekmiş. Yanmak yolları göze almak değil, yolun sonunda senin olmayacağını bilmekmiş” diye yazıyorsa, onun ciddi sorunlarının olduğunu düşünebiliriz. Kaybolmadan önce bir mektup yazıp, zarfa koyup bir yerlere bırakmak yerine daha pratik ve hedefine ulaşma sorunu olmayan facebook’a yazmayı tercih etmeye başladık. İnternetin hayatımızdaki yeri, ölüm mektuplarımızı taşıyacak kadar genişledi. Ölümle ilgili her not, elbette o kişinin öleceği ya da öldürüleceği anlamına gelmez, ama bu iki olay, aynı zamanda gerçek hayatta belki de hiç göstermediğimiz yönlerimizi facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde rahatlıkla ortaya koyduğumuzu gösteriyor. Sanal alem, gerçek alemde gizlediklerimizi ortaya döktüğümüz, ikinci kişiliklerimizin ortaya çıktığı bir yer mi yoksa? Bir iletişim ve bilgi kaynağı olmasının yanı sıra bazen takma isimlerle, bazen de farklı imgeleri kullanarak maskelerimizi çıkardığımız, en acı gerçeklerimizi haykırdığımız bir dünya mı? Ya da toplumsal baskıya ve günlük yaşamımızı kuşatan ilişkilere isyan edip sığındığımız bir durak mı? Adına ne dersek diyelim, sanal alem artık gerçeğin ta kendisi. Orada yüzümüze taktığımız maske, basit bir sembol olarak kalıyor. Gerçek, olduğu yerde duruyor. Bir gün, acıtıcı bir patlamaya hazır vaziyette Bu makale 188 kez okundu Yükleniyor...
YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI |
![]()
|