RÖPORTAJLAR

Salih Memecan dinci mi ?

30 Mart 2010, 20:32
Zeynep Kurtbay
Salih Memecan 21 yıldır Sabah Gazetesi’nde çiziyor. Patronlar geldi geçti; çok yönetici değişti. Ama o hep orada; aynı yerde... Bir çizer olarak yer değiştirmeyi sevmezken; şimdilerde bir medya derneğinin kurucusu ve başkanı olarak gündemde. Vitrindeki isimler nedeniyle ‘’yandaş medya derneği’’ olarak anılan derneğin başkanı. Memecan yandaşlık eleştirilerine cevap verdi; ‘’Ben başkanlarıyım; dindar değilim’’ dedi. Hala solcu karikatürler çizdiğini söyledi.

Başbakan’ın medyaya malum çıkışlarına gelince ilginç bir söz etti; ‘’Başbakan medyaya bağırıp çağırabilir’’ dedi; devamını da getirdi... Peki dernek kurma fikrini Başbakan'la paylaştı mı? Cumhurbaşkanı'nın görüşünü aldı mı? Doğan grubundan gelseler yanıtı ne olacak? Fatih Altaylı'ya davet yapacak mı? İşte Memecan'ın yanıtları...


Durup dururken nasıl ortaya çıktı medya derneği kurma fikri?
Belli ki ihtiyaç varmış. 1-2 yıldır üzerinde düşünüyorduk. 1-2 aydır da bir araya gelip toplanıyorduk.

Fikir babası Salih Memecan mı demeliyiz?
Öyle dersek haksızlık olur başka arkadaşlara. Medyada bir sıkıntı olduğunu; mesleğin tartışılması gereken bir konu olduğunu değişik kesimlerden arkadaşlar hissetmiş. Ve bu arkadaşlar bir araya gelerek bu derneği kurduk. Benim girişimlerim ayrıydı; onlar da girişimlerde bulunmuşlar. Sonra bir araya geldik. Herkese de ulaşamadık. Biz başlayalım; sonra devam ederiz dedik. Amacımız medyadaki kaliteyi artırmak. Medyadaki değişimin farkına varmak; meslektaşlarımızı bilinçlendirmek.


Kekeme ve çekingendim; karikatür benim için dışavurum ifadesiydi
Karadenizli bir ailede doğup büyümüş Salih Memecan… Babası İş Bankası’nda müdürmüş. ODTÜ Mimarlık; sonrasında Fullbright bursuyla ABD’de doktora… Çizmek mi? ‘’Kendimi bildim bileli hayatımda olan bir şeydi benim için’’ diyor. Nasıl yani; hani 3 yaşında piyano çalmak gibi mi? ‘’Bütün çocuklar çizerdir aslında; karikatüristtir. Benim bu işe sahip çıkmamın nedeni kekeme ve çekingen olmamdı. Dışavurum ifadesi olarak elimde kozdu; onu kullandım’’ diyor. Peki ya kimleri model aldı kendine? Kimseyi almamış; öyle diyor: ‘’Oğuz Aral döneminde yurt dışındaydım; kimseden etkilenmedim.’’ Peki kimleri başarılı buluyor? Yok; yine isim vermiyor.

Yakalamışken; konumuz da medya derneğiyken bizim için bir karikatürle anlatmasını istiyorum medya derneğini… ‘’ O ayrı bir mesai; şimdi onun için düşüneceğim, stres yapacağım…’’ diyor, gülüyor. Merak ediyorum; acaba bir karikatürü ne kadar zamanda çiziyor diye… İşte yanıtı: ‘’Ayıp olur söylesem. Şu anda 3 karikatür beni bekliyor. Bir de medya derneği çizersem 4 olacak. Akşam Aktüel 5 olacak. 15 dakika varsa 15 dakika. 3 saat varsa 3 saatte bitiyor.’’

En keyifli çalıştığı medya patronunu sorunca bakın ne diyor? ‘’Allahı var hepsiyle kolay çalıştım. Yaptığım işin doğası gereği herkes yazı yazabiliyor da herkes çizemediği için benim çok farklı bir iş yaptığımı sanıyorlar. İyi davranıyorlar bana.’’


Medyadaki değişimden sözünü ettiğiniz çürüme falan mı?
Hayır değil. Çürümeden bahsetmiyorum. Teknolojinin getirdiği değişim. Kafamızı kaldırıp buna bakmamız lazım. Çünkü eski iş planları geçersiz oldu. İnsan kalitesini artırmak amaç. Değişimi fark eden; ona göre tavır alan insanlar olmak gerek… Medya en kıymetli zamanını yaşıyor. Bilgi çağında yaşıyoruz. Haberleri yorumları bilmen lazım. Medyaya insanlar en çok şu anda ihtiyaç duyuyor.

Günümüzde insanlar kendi medyasını yaratıyor artık.
Evet … Peki gazeteci ile gazeteci olmayanın faaliyetini nasıl ayıracaksın? Öyleyse bizim ilkelerimizin değerlerimizin olması lazım. Okuyucu da bunu bilip bize daha çok güvenmeli. Bizim ayrıcalığımız olmalı.

Peki diğer oluşumlar bunu yapamıyor mu? Gazeteciler Cemiyeti; Basın Konseyi vs. ilke koyamıyor mu da siz koyacaksınız?
Onlar var; faaliyetler yaptılar. Çok da faydalı oldular. Bu onlara bir alternatif dernek değil. Bir yandan da Türkiye demokratikleşiyor. Farklılıklarımızı kabul ediyoruz artık. Kürtler var Ermeniler de varmış Allah Allah… Bunlar medyaya yansıyor artık. Eskisi gibi tek tip bir topluma hitap eden medya yok.

Siz çizgileriyle yaşayan bir insansınız; bu kadar yazı adamı dururken bir çizgi adamının bu işe atılması garip değil mi?
Garip aslında. En eskileri benim; en yaşlıları da tabii. Mesleğe en önce başlayan benim. Herhalde ben ona yoruyorum. Ben 40 yıldır basının içindeyim bir de. İnsan ister istemez kendine dert ediyor.

40 yıl oldu mu gerçekten?
Üniversite birinci sınıftaydım. Ankara’da Barış gazetesinde çizmeye başladım. Ulus gazetesi isim değiştirmişti; Barış olmuştu.

SOLCU KARİKATÜRLER ÇİZİYORDUM
Siyasi karikatürler miydi?
Evet siyasi. Solcu karikatürler çiziyordum. Hatta 69’da da Başkent Gazetesi vardı. Oraya da bant çiziyordum; Bızdık… O yüzden işte bana ‘abi’ diyorlar; biraz moral bozuyor tabii. Adam papağan alacak ‘bu kaça’ demiş ‘100 lira’ demiş satıcı, ‘3 kelime konuşuyor’. ‘Peki bu kaça’ demiş; ‘200 lira, beş kelime konuşuyor’ demiş. ‘Bu kaça’ demiş; ‘10 bin lira’ demiş… ‘Aaa bu kaç kelime konuşuyor ki’ demiş adam; ‘Valla kaç kelime bilmiyorum ama öbürleri buna hocam diyorlar’ demiş satıcı. Beni başkan seçmeleri de o hesap işte.

Kurulum aşamasında bizzat siz de söylemiştiniz; ‘’Doğan medyasına alternatif bir dernek’’ gibi çıktınız ortaya.
İşte o yanlış bir şey. Doğan grubu bir işveren. Orada çeşitli gazeteciler çalışıyor o gazeteciler sonra başka yerde çalışıyor. Medya grupları parti değil ki.

Dışarıda kaldılar gibi görünüyor; bu yüzden ‘yandaş medya derneği’ diyenler var.
Kalmadılar ki. Biz onlarla da görüştük.

Doğan grubunun tepkisi nasıl oldu peki?
Doğan grubunda birikimlerinizden faydalanmak isteyeceğimiz çok insan var orada. Görüştüğümüz arkadaşlar oldu orada da.

Mesela isim verebilir misiniz?
Enis Berberoğlu’nu biliyorum; Ekrem Dumanlı’nın söz ettiğini biliyorum kendisine.

Nasıl olmuş peki tepkisi Berberoğlu’nun?
Söylemeyeyim ama olumsuz değildir herhalde; ‘bakarız’ demiştir. Doğan grubunda çalışan insanlardan da mailler geliyor. Bizim siyasi konudaki tavrımız bir tek demokrasi. Bunun için de doğru düzgün medya olması lazım. Uluslar arası evrensel standartları var bunun. Hangi siyasi görüşte yayın yaparsan yap ama yeter ki ilkelerine bağlı kal. Bizim derneğimiz o seslerden bir kısmını kapsamıyor. Herkese açık. Biz mesela azınlıkla ilgili haberlere nasıl yaklaşmalıyız; felaket haberleri nasıl verilmeli, özel hayatlarla ilgili haberlerde ne hassasiyet gösterilmeli; özel hayat ve basın özgürlüğü arasındaki çizgi nerede olmalı? Bunları konuşacağız; tartışacağız. Biz çalışma grupları kuruyoruz. Amacımız bir de ilkeler kitabı yapmak. Mesela kadına bakış; ‘yürek hoplattı’ gibi haberler… Mesela azınlıklarla ilgili; dindar kesimle ilgili haberler nasıl verilmeli? Bunlar tartışılacak.


Bu röportaj 425 kez okundu
Yükleniyor...

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI

    YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI

http://www.sevgihastanesi.com.tr/

http://www.agbaba.com.tr/

http://www.milenyumpark.com/

http://www.nemruthaber.com