Fransız Eutelsat uydusu üzerinden yayını durdurulan Roj TV’nin dünkü yayına katılan Demirtaş, ‘’Kürtler’in tarihi bir coğrafyası, vatanı vardır; Kürdistan’dır. Bu coğrafyada ve kültür, ekonomi üzerinde söz hakkı vardır. Bunu kullanmak tek başına devletin Ankara merkezli devletin egemenliğine ters değildir. Birlikte paylaşılabilir. Bunun adı; özerklik hukukudur’’ dedi.
23 Ocak 2012 Pazartesi 21:03
Müzakerelerin tekrar denenmesi gereken mekanizma olarak gördüklerini söyleyen BDP Eş Başkanı Demirtaş şunları söyledi:
‘’Kürt halkı Ortadoğu’nun siyasi gücüdür. Kürtler, üzerinde oynanacak dizayn edilecek halk olmaktan öte, bu süreçte rol alabilecek bir halktır. Başka bir halkın devletin ulusun vicdanına kendisini teslim edemez. BDP de bunu savunamaz.
Müzakere süreçlerin olması, olgunlaşması için çağrılar yapıyoruz. Öcalan muhataptır diyoruz. Doğru kişi ile konuşmanın yanısıra doğru amaç çok önemlidir. Müzakere; karşınızdakini ezmek tasfiye etmek için kullanılan bir mekanizma değildir. Hükümetin en büyük hatası bu olmuştur. Aksi halde müzakere gibi saygınlığı, güven esas olan bir mekanizmanın içini boşalır. Müzakerelerin sağlıklı, içi doldurulmuş güven verici olması gerektiğini defalarca uyardık. Sürekli zaman kazanmaya; 12 Eylül referandumunu, seçimleri atlatmaya çalıştılar.
BDP olarak insani ve politik açıdan tek kurşunun atılması taraftarı değiliz, müzakerelerin başlaması halinde bunun 1 hafta, 1 yılda sonuçlanmayabilir, iyi niyetli girişimi bize yönelik her türlü baskıya rağmen destekleriz.
Taraflar arasında müzakere çözümün en kritik aşamasıdır. Karşılıklı güvene dayanarak, güvenilirliği yitirmemek gerekiyor. Meşru ve haklı talepleri olan tarafız güncel ve kısır çekişmelere bunun feda edemeyiz.
Müzakereleri ne olursa olsun tekrar denenmesi gereken mekanizma olarak görüyoruz. AKP ve başka kurum kuruluşa karşı kullanmadık. AKP bu süreci dinleme, ortam dinlemesi adı altında yargı eliyle bize karşı kullanıyorlar. Bakanlarla yapılan görüşmeler de takılmıştır. Onları da yargı eliyle bize karşı kullansınlar.
Habur’da olup bitenlerle ilgili gayri ahlaki hiçbir duruş içinde olmadık. Bütün yaptıklarımız son derece meşru ahlaki, hukuki yapılması gerekenlerdi. Ortaya sonuç çıkmamışsa hep birlikte sorumluyuz. Süreç çözmüşse herkesin payı vardır. Sürecin yeniden başlaması için yeniden güven oluşması gerekiyor.
Abdullah Öcalan’ın geçen hafta kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşmeye çıkmaması aktif bir tutum, politika belirleme olduğunu düşünüyoruz. Cezaevi Müdürü aracılığı Öcalan’ın ilettiği 2 cümleyi değerlendirdiklerini, kendi durumu ile Ortadoğu’daki durumun hassas olduğunu ve bu yeni görüşme olmadığı anlamına geliyor.
Müzakerelerin tıkanma yeri de orasıdır. Demek ki hala orada kapılar açılmamıştır, müzakere yoktur, tecrit, tutuklama politikası devam ediyor. İmralı’da herhangi bir çözüm arayışının olmadığı, olmayacağı anlamına geliyor. Müdürün ilettiği mesaj böyle ise böyle okumak gerek.
Bu durum Öcalan için 1999’dan bu yana devam eden tecrit anlamına geliyor. Özel hapishanede beton çukurda arkasında milyonlar olan bir siyasi kişinin tutulması; 35 avukatı ile görüşse de tecrittir. Orada tecridin bittiğini söylemek için özgür olması, güvenlik, sağlık sorunlarının çözülmesi gerekir. Kardeşi ile görüşmeyerek baskı politikasına tepki göstermiştir."anf
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!