23 Mayıs 2012 Çarşamba

'Bugün doğdum dünden öldüm'

Yokluk görmüş her ‘ünsüz ünlü’nün ölümünden sonra, onların gerçek adlarının mutlaka manşete yazıldığı ve sefil hikâyelerinin afili cümlelerle anlatıldığı yazılar, bir tespihin taşları gibi sıraya dizilir. Merkezi ısıtma sistemli evimizin rahat koltuklarında aklımıza bile gelmeyen isimler, bir bakmışız ki ‘su testisi’ gibi ansızın ortadan ikiye kırılır. Testiyi dillerine pelesenk eden tuzu kurular, hiçbir zaman sormazlar onun ‘niçin’ suya gittiğini? Sorgulamazlar su testisinin ‘neden’ illa ki de su yolunda kırıldığını. Belki de sorular yanlış…

09 Ocak 2012 Pazartesi 23:16
'Bugün doğdum dünden öldüm'
Sanırım esas cevabını bulmamız gereken şey, bu yolların ‘nasıl’ tanımlanıp da bize kabul ettirildiğidir?
Unutmayalım: Müslüm Gürses, kapitalizmin en mühim simgelerinden Coca-Cola’nın reklam yüzüydü geçtiğimiz yıllarda. Akbank’ı saymıyorum bile. Orhan Baba ise ‘pop star’ yarışmalarında tüm heybeti ve bilgisiyle arz-ı endam ediyordu. Arabeskin kendi hiyerarşisinde tepede konumlanmış bu iki değerli simge, sistem ile bir şekilde barışmış ve iç içe girmişti. Talihin kaderine inat.

O ÇARK İÇİN KÜLFETTİ
Bu küresel dünyanın nimetlerinden yararlanamayanlar da vardı arabesk dünyasında. Azer Bülbül, böyle biriydi işte. Külfetti çark için. Hoş, çarkların dişlilerinden biri olmayı arzulamıyor da değildi hani; fakat fazla ‘sorun’luydu. Bir dönem yıldızı parlamıştı, ama kısa süreliğine harlayan şöhretini yakalayıp ardı sıra gidemedi. Sıkıntıları/tercihleri yüzünden.
Sistem arada sırada bağırsaklarını temizler. Söz konusu temizlikte dışarı atıldı Azer Bülbül. Normal değildi düzene göre. Uyuşturucu aldı, hapis cezasına çarptırıldı, uzun süre tedavi gördü, ekranlardan kayboldu gitti. Zira kötü örnek teşkil ediyordu Türkiye halkı için.

YETER Kİ BİZDEN IRAK OLSUNLAR
Renkli ışıklardan men edilmesine rağmen Esenler’de bir delikanlı onu hâlâ dinlemeye devam etti. Gittikçe şehrin çeperlerine sürülenler, bir de Müslüm Baba’nın kendilerine sırt çevirdiğini görünce çareyi Hakan Taşıyan’da, Azer Bülbül’de buldu. Herkes hâlinden memnun gibiydi. Üç kuruşa gözden uzak yaşayanlar, umurumuzda bile değildi. Yeter ki bizden ırak olsunlardı. Dertleri varmış kime ne? Allah korusun jiletle kollarını doğrayanlar, yarın bir gün plazamızın önünde karşımıza çıkıp bizden bir şeyler isteyebilirler. Ne gerek var belaya yakın olmaya!
‘Ben kendime gurbet oldum’ diyen Bülbül, en fazla iki üç gazete yazısında daha misafir edilir; sonrasında unutulur gider. Arka sokakların zifiri karanlığında başı belaya girenler ise onun sesinden ‘Huma Kuşu’ türküsünü dinlemeye devam eder çileyle.

Cemil Koz-Birgün

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    Bigpoint 300x250

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sitemizin yeni tasarımını beğendiniz mi ?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KİM KİMDİR? Tümü

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV